Telefon : (232) 323 03 03 - 323 40 50

Tüm Kategoriler: Makale

8 NÖROGELİŞİMSEL ALANA GÖRE 8 HAFTALIK ÇOCUK GRUBU (6-10 YAŞ)

Eğer çocuğunuz; sizi dinlemiyorsa, kurallara uymuyorsa, ödevini yapmıyorsa, akran ilişkilerinde ve sosyal ilişkilerde sorunlar yaşıyorsa, eşyalarını, ödevlerini ya da söylediklerinizi sıklıkla unutuyorsa, dikkatini sürdürmekte sıkıntılar yaşıyorsa, dağınıksa, sabırsızsa, isteklerini erteleyemiyorsa, aşağıdaki 8 nörogelişimsel alandan birinde sorun yaşadığını düşünüyorsanız bu program sayesinde çocuğunuzdaki değişimleri fark edeceksiniz.

Dr. Mel Levine`e göre (All kinds of mind Institute) insan zihni 8 nörogelişimsel alandan oluşmuştur. Her çocuk bazı alanlarda güçlü iken bazı alanlarda ise daha zayıftır. Çocuğun daha güçlü olduğu beceriler okulların beklentileri ile uyuşmadığı zamanlarda problemler ortaya çıkmaya başlar. Öğrenme bozukluğu, dikkat eksikliği ve sosyal beceri eksikliği gibi sorunlar hem okulda, hem evde hem de sosyal ortamlarda çocuğu zorlar. Çocuğun hayatı zorlaşır, dolayısı ile ailenin hayatı zorlaşır. Öncelikle çocuğun güçlü ve gelişmesi gereken beceri alanlarının belirlenmesi, sonrasında ise güçlü alanlara nasıl yönlendirileceklerinin ve gelişmesi gereken alanlara nasıl müdahaleler oluşturulacağının belirlenmesi bir yol haritası çizerek hem çocuk için hem de aile için rahatlatıcı olur.

Unutmayın ki “Her zihin eşsizdir ve çoğu en az bir alanda uzmandır.” Bu uzmanlık alanı fark edildiğinde bu zihinler büyük başarılara imza atabilirler. Bu fark edilmeyi sağlayabilmek için 8 haftalık grup terapileri düzenlemekteyiz. Program süresince 8 nörogelişimsel alanı içeren etkinlikler düzenlenecek ve gruptaki bireylerin farklılıklarına göre güçlü ve geliştirilmesi gereken alanları ile ilgili çalışmalar yapılacaktır. Grup terapileri süresi 60 dakika olarak belirlenmiş olup, gruptaki öğrenci sayısı en fazla 4 olacaktır. Program 6-10 yaş arası çocuklar içindir.

Çocuğun güçlü olduğu ve geliştirilmesi gereken alanları belirlemek için WISC-IV testinin yapılması şarttır. WISC-IV testinin ücreti 350 tl’dir. Her 4 görüşmenin sonunda ayrıca 1 seans anne-baba görüşmesi planlanarak çocuğun gelişimi hakkında bilgi paylaşımı yapılacak ve evde yapılabilecek uygulamalar düzenlenerek ailelere farkındalık kazandırılacaktır. Her bir anne-baba seansının ücreti 230 tl’idir.

8 haftalık programın toplam ücreti 800 tl (anne-baba görüşmeleri ve WISC-IV ücreti hariç) olarak belirlenmiştir. Program gerekli kişi sayısı tamamlandıktan sonra başlayacak, gün ve saate ortak karar verilecektir.

Sekiz Nörogelişimsel Alan (Dr. Mel Levine)

  1. Dikkat kontrol sistemi
  2. Girdi kontrolü
  3. Çıktı kontrolü
  4. Zihinsel enerji kontrolü
  5. Hafıza sistemi
    1. Kısa süreli hafıza
    2. Aktif işleyen hafıza
    3. Uzun süreli hafıza
  6. Dil sistemi
  7. Mekansal düzenleme sistemi
  8. Ardışık düzenleme sistemi
  9. Motor sistem
    1. İnce motor
    2. Kaba motor
  10. Yüksek düşünme sistemi
    1. Kavramlarla Düşünmek
    2. Yaratıcı Düşünmek
    3. Eleştirel Düşünmek
    4. Kurallarla Düşünmek
    5. Problem Çözme Amaçlı Düşünmek
  11. Sosyal düşünme sistemi

WISC-IV TESTİ

WISC-R ‘ın güncellenmiş hali olan WISC-IV, 6 yaş 0 ay – 16 yaş 11 ay aralığındaki çocukların bilişsel becerilerini değerlendirmeyi hedefleyen ve yetkin kişiler tarafından bireysel olarak uygulanan kapsamlı, klinik bir ölçme aracıdır. Bu ölçüm aracı ile çocuk hem kendi içinde hem de yaşıtlarına göre güçlü ve geliştirilmesi gereken alanları açısından değerlendirilir. WISC-IV testi 10 temel test ve 5 ek test olmak üzere toplam 15 alt testten oluşmakta ve alt testlerin her biri farklı bir yeteneği ölçmektedir. Bu alt testler sayesinde çocuğun güçlü ya da desteklenmesi gereken becerileri ile ilgili veriler elde edilir. WISC-IV testi toplam zeka puanı ile birlikte alt testlerin oluşturduğu zekanın 4 alt kümesi (Sözel Kavrama, Algısal Akıl Yürütme, Çalışma Belleği, İşlemleme Hızı) ile ilgili de bilgi vermektedir. Testin süresi ortalama 1,5-2 saattir.

1.Sözel kavrama: Akıl yürütme, kavrama, kavram oluşturma, sözel bilgi ve sözel ifade yeteneği kullanılır. Her görev, işitsel uyaranı anlama, uzun süreli bellekte sözel olarak kodlanmış bilgiye ulaşma, tepkileri sözel olarak ifade etme yeteneği gerektirir. Sözel bilgi yanı sıra öğrenilmiş, bilgi ve yetenekleri yansıtan kristalize akıl yürütmeyi temsil eder. Lisan ve kültür yeterliliğini, okul başarısını yordar.
2.Algısal akıl yürütme: Akıcı ve algısal akıl yürütme ve algısal organizasyonu ölçer. Her görev, görsel algı ve organizasyon, görsel olarak sunulan sözsüz materyali kullanarak akıl yürütme, idare etmeye-yönetmeye ilişkin işlevlerde kullanılan yetenekleri gerektirir.
3.Çalışma belleği: Kısa süreli işitsel bellek, dikkat, konsantrasyon, çalışma belleğini ölçer. Her görev, seçme ve izleme dikkati, zihinsel manipülasyon, yetenekleri gerektirir.
4. İşlemleme hızı: Zihinsel işlemleme hızı, harf-motor işlemleme hızını ölçer. Her görev, görsel algı ve organizasyon, görsel tarama, dikkatin yetkin kontrolü, gayretin sürdürülmesi, hız gibi çoklu motor tepkilerin verimli üretimini gerektirir.

 

Devamı için

Sınav Kaygısı

Bir çok öğrencinin yaşadığı bir sorun olan sınav kaygısı , öğrencinin sınav öncesinde ya da sınav sırasında deneyimlediği, kaygının bilişsel, duygusal, fizyolojik belirtilerini içeren ve performansı düşüren bir kaygı türüdür. Sınav kaygısının fizyolojik belirtileri arasında mide bulantısı, kalp çarpıntısı, titreme, kaslarda gerginlik, baş dönmesi, baş ağrısı, kulak uğuldaması, burun kanaması gibi belirtiler görülebilir. Bilişsel ve duygusal belirtiler olarak huzursuzluk ,sinirlilik, korku, konsantre olamama, bildiğini unutma, dikkatsizlik, isteksizlik gibi kavramlardan bahsedebiliriz.

Sınav kaygısı yaşayan çoğu öğrencide bu duruma bağlı olarak;

  • Sınav sorularını okuma ve anlama güçlüğü
  • Düşünceleri organize etmekte zorluklar
  • Kavram ve sözcüklerin anımsanmasında zorluklar
  • Ders çalışma becerilerinde düşüş
  • Ders çalışamama, çalışmayı erteleme
  • Geleceğe dönük yoğun endişe
  • Konuya yeterli hazırlık yapılmış olmasına karşın sınavda başarısız olma gözlenebilir.

Sınav kaygısı ile çalışırken ailelere de büyük rol düşmektedir. Aileler doğru davranışlar hakkında fikir sahibi değilse bilerek ya da bilmeyerek çocuğun kaygısını daha da arttırabilirler. Sınav kaygısı terapisinde en çok kullandığımız ve birebir kaygıyı yaratan etmenleri hedef alan yöntemler bilişsel-davranışçı terapi ve EMDR terapisidir. Çoğu zaman kaygıyı oluşturan ve kişiyi yetersiz ya da her şey kontrolünden çıkacakmış gibi hissettiren geçmiş yaşantılar vardır. Sınav yılı ise şu ana kadar bastırılmış ya da düşük dozda yaşanan kaygı için bir tetikleyici görevi görür. Birikmiş olan duygu ve düşüncelerin de ortaya çıkması ve çevrenin de etkisi ile (arkadaşlar, ebeveynler, akrabalar, öğretmenler…) kaygının dozu artmış olur.

Unutmayın ki sınav kaygısı yönetilebilir ve üstesinden gelinebilir bir durumdur. Birlikte çalıştığımız bir çok öğrenci sınav kaygısını kendisi bile şaşırarak yenmeyi başarmış ve gerçek performansını görebilmiştir. Sınav kaygısı sınavdan ne kadar önce çalışılırsa o kadar iyidir. Sınav kaygısını yenmek için merkezimizden (0232 323 03 03) randevu alabilirsiniz.

Psikolog Sevda Soydan

 

Devamı için

Çocuğunuzu Severek Sevmeyi Öğretin

Hepimiz çocuklarımızı kayıtsız, şartsız severiz. Her şeyin en iyisi onların olsun ister, hayatımızın sonuna dek onlar için elimizden geleni yaparız. Karşılıksız sevmenin yanı sıra aslında sevgimizi ne şekilde gösterdiğimiz çok önemlidir. “Sevginin azı da çoğu da zarar” diyen Psikolog Hülya Soydan bu konuda bizlere yol gösteriyor.

Kişilik gelişiminin temelinin çocukluk döneminde, ailede atıldığını yadsıyamayız. Sevgi ve şefkat eksikliği, çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyor. Yetişkinler, sevildiklerini karşılarındakinin davranış biçiminden anlayabiliyor ancak çocuklarımız bunu hissedemeyebiliyor. Bu yüzden onları ne kadar çok sevdiğimizi açıkça belli etmeli, bunu sık dile getirmeli ve doğru örnek olarak onlara sevmeyi öğretmeliyiz.

Devamı için

Annelik bir içgüdü mü, davranış mı?

Annelik bir içgüdü mü yoksa öğrenilmiş bir davranış mı? Uzun yıllardır süregelen bu tartışma ile ilgili Psikolog Hülya Soydan araştırmalardan yola çıkarak bir cevap verdi

Yapılan araştırmalara göre; içgüdü sadece hayvanlarda bulunmakta, insanlarda ise irade söz konusu olduğu için içgüdü yerine dürtüler yer almaktadır. Buradan yol çıkarak sanılanın aksine insanlardaki ‘annelik’ kavramının bir içgüdü değil, öğrenilmiş bir davranış olduğunu söyleyebiliriz. Fakat annelik kavramının bir seçim olması yanında ona etki eden hormonsal ve duygusal etkenlerden de söz edebiliriz.

Devamı için

Çocuk Yetiştirirken Yapılan Hatalar

Birçok anne ve babanın çocuk yetiştirirken doğru sandığı ve uyguladığı yöntemler, uzun vadede çocuğa büyük zararlar verebiliyor. Psikolog Hülya Soydan, ailelerin sıkça yaptığı hataları ve yansıtılması gereken davranışların dozunu anlattı.

Devamı için

Çocuğunuzu Severek Ona Sevmeyi Öğretin

YENİ ANNE DERGİSİ-MART SAYISI 2011

ÇOCUĞUNUZU SEVEREK ONA SEVMEYİ ÖĞRETİN

Çocuk Eğitiminde Sevginin Önemi

Her anne baba çocuğunu sever, ancak sevgimizi ne kadar ve ne şekilde gösterdiğimiz çok önemlidir.  Çocuğun duygusal ve kişilik gelişimi açısından sevildiğini hissetmesi gerekir. Kişilik gelişiminin temellerinin çocukluk döneminde ailede atıldığını yadsıyamayız. Sevgi ve şefkat eksikliği çocuğun gelişimini olumsuz etkileyebilir. Yetişkinler sevildiklerini karşılarındakinin davranış biçiminden anlayabilir, ancak çocuklarımıza onları ne kadar çok sevdiğimizi açıkça belli etmeli ve sık sık söylemeliyiz.

Devamı için

Çocuklar ve Gençler Neden ve Nasıl Sigara İçmeye Başlar?

Çocuklar ve Gençler Neden ve Nasıl Sigara İçmeye Başlar?

Sosyal, psikolojik ve genetik faktörlerin bileşimi sonucu sigara alışkanlığı, daha çok çocukluk ve gençlik yıllarında ortaya çıkmaktadır. Çocuklar erken yaşlarda sigaranın varlığından haberdar olmaktadır. Çocukların dörtte üçü, ebeveynleri sigara içsin veya içmesin 5 yaşlarına geldiklerinde sigarayı öğrenmektedir. 11 yaşındaki çocukların üçte biri, 16 yaşındaki çocukların üçte ikisinin sigarayı denemiş oldukları saptanmıştır. Yapılan araştırmalara göre 11 yaş civarındaki çocuklarda sigara içme oranı düşükken, yaş arttıkça bu oran ciddi bir şekilde artmaya başlamakta ve 12-15 yaş arası sigara içenlerin oranı, %10-11’lere ulaşmaktadır. Sigara içen erkek çocukların sayılarının daha fazla olduğu, erkeklerin kızlara oranla daha erken yaşta sigaraya başladıkları gözlenmiştir. Kişinin tütün içmesini kolaylaştıran çeşitli faktörlerin bilinmesi sigara içmenin psikolojisini anlamamızı kolaylaştıracaktır. Bu faktörlerin belli başlılarını aile, okul, sosyal yaşam, önemli günler ve olaylar diye sıralayabiliriz.

Devamı için

ÇOCUKLAR ERKEN YAŞTA SİGARADAN HABERDAR

Sosyal, psikolojik ve genetik faktörlerin birleşimi sonucu sigara alışkanlığı, daha çok çocukluk ve gençlik yıllarında ortaya çıkıyor. Çocukların dörtte üçü, ebeveynleri sigara içsin veya içmesin 5 yaşlarına geldiklerinde sigarayı öğreniyor. Bu konuda, toplumda duyarlılık oluşturmak adına tüm ebeveynleri bilinçli olmaya çağırıyoruz.

Yapılan araştırmalara göre, 11 yaşındaki çocukların üçte biri, 16 yaşındaki çocukların üçte ikisinin sigarayı denemiş oldukları saptanmıştır. 11 yaş civarındaki çocuklarda sigara içme oranı düşükken, yaş arttıkça bu oran ciddi bir şekilde artmaya başlamakta ve 12 – 15 yaş arası sigara içenlerin oranı, %10 – 11’lere ulaşmaktadır.

Devamı için
Hemen Ara
Yol Tarifi Al