Telefon : (232) 323 03 03 - 323 40 50

YENİ ANNE DERGİSİ-MART SAYISI 2011

ÇOCUĞUNUZU SEVEREK ONA SEVMEYİ ÖĞRETİN

Çocuk Eğitiminde Sevginin Önemi

Her anne baba çocuğunu sever, ancak sevgimizi ne kadar ve ne şekilde gösterdiğimiz çok önemlidir.  Çocuğun duygusal ve kişilik gelişimi açısından sevildiğini hissetmesi gerekir. Kişilik gelişiminin temellerinin çocukluk döneminde ailede atıldığını yadsıyamayız. Sevgi ve şefkat eksikliği çocuğun gelişimini olumsuz etkileyebilir. Yetişkinler sevildiklerini karşılarındakinin davranış biçiminden anlayabilir, ancak çocuklarımıza onları ne kadar çok sevdiğimizi açıkça belli etmeli ve sık sık söylemeliyiz.

Duygu, bebekte doğduğu anda başlar, hayata ve anneye, attığı ilk çığlıkla bağlanır.

Duygusal gelişim için okul öncesi dönem, çok önemli bir basamaktır. Çocuğun öğrenmesinin en yoğun olduğu;  zihinsel yeteneklerinin en hızlı geliştiği ve şekillendiği dönemdir. Bu dönemde çocuklar arasında bireysel farklılıklar görülür. Çocuklar istediklerine nasıl ulaşacaklarını da bu dönemde öğrenirler. Eğer çocuk, öfke gösterisiyle ve ağlayarak istediklerini elde etmeyi öğrenirse, öfke çocukta yerleşmeye başlar. Çocuk her ağladığında ve öfke krizine girdiğinde,  istenilmeyen bir davranışı yapmasına izin verilir, istediği bir şey alınırsa, bir dahaki sefere de bu davranışları yeniler. Her istediğini bu yolla elde etmek ister. Halbuki çocuğun sakin bir şekilde istediği uygun ihtiyaçlar bekletmeden karşılanırsa ve bu zaman içinde pekiştirilirse, olumlu davranışı kazanmış olur. İstediğine sakince ulaşmayı öğrenir, böylece annelerin sinirleri de yıpranmamış olur.

Sevginin açıkça ifade edildiği, bireyler arasında karşılıklı saygı ve güvenin olduğu aile ortamları çocuğun gelişimi açısından gereklidir. Çocuklar sevildiklerini anladıklarında, kendilerini seven kişileri hayal kırıklığına uğratmamak ve bu kişilerin güvenini kazanmak için onların hoşuna gidecek davranışlarda bulunurlar ve o kişileri örnek alırlar. Örnek alarak öğrenmek çocukların çok sık başvurduğu bir öğrenme metodudur.  Çocukların öğütten çok örnek almaya ve doğru modellerle özdeşim kurmaya ihtiyaçları vardır. Bu kişiler genellikle anne ve babalardır. Bazen de yakın akraba çevresinden sevilen bir kişi (abla, ağabey, dayı, teyze, amca, hala) veya öğretmenlerle özdeşim kurulabilir. Özdeşim kurulan kişinin özellikleri olumlu ise çocuğa yansıması da olumlu olur. Eğer çocuk olumsuz özelliklerde birisiyle özdeşim kurarsa olumlu bir modele yöneltmeli ve olumsuz davranış özelliklerinin çocuğa yansımasını engellemeliyiz.

Çocukların duygu ve davranışlarını sağlıklı bir şekilde anlayabilmek için yaşama onların gözünden bakabilmeliyiz.  Hepimiz çocuklarımız için en iyisini en güzelini isteriz, ancak bizim doğrularımız onların doğruları olmak zorunda değildir. Her çocuk bağımsız bir bireydir. Çoğu anne baba çocuklarını kendi arzularını yerine getirmekle yükümlü bir varlık olarak algılama eğilimindedir. Oysa çocuklar tamamen farklı özelliklerle dünyaya gelirler. Onların farklılıklarına, özgürlük alanlarına ve kendi dünyalarına saygı göstermeli ve bireysel gelişimlerini, bu farklılıkları göz önünde bulundurarak desteklemeliyiz. Çocuklar kalıtsal özelliklerine, bireysel farklılıklarına ve zamanla çevreden gelen uyaranlarla benlik algılarını şekillendirirler. Bu süreçte bize düşen görevse onları sürekli sevmek, sevdiğimizi onlara belli etmek ve onları desteklediğimizi göstermektir. Çocuklarımıza koşulsuz sevgi göstererek onlara gelecekte sevmeyi ve sevdiklerine değer veren bireyler olmayı öğretebiliriz.

 

Ailede Sevgi 

Çocuklarımıza onları sevdiğimizi hissettirmek kadar bu sevgiyi onlara ifade etme biçimimiz de oldukça önemlidir.  Çocuğumuzu sevdiğimiz için onları şımartmak bütün kusurlarını görmezden gelmek yerine her durumda sabır ve anlayışla hareket etmeli, onlara yaptıklarımızla da örnek olmalıyız.

Her çocuk hata yapar, onların kusursuz olmalarını bekleyemeyiz, hatta çocuklar hata yapa yapa yapmamayı öğrenirler.  Ancak çocuklarımızı yaptıkları hatalardan dolayı sevmemek ya da onları sevmemekle tehdit etmek çocuklarımız için zararlı bir davranış biçimidir. Böyle durumlarda çocuklar kendilerini değersiz hissederler ve ilerde kendine güvenmeyen ya da mükemmeliyetçi bireyler olabilirler. Bu gibi durumlarda çocuklarımıza “koşullu sevgi” göstermiş oluruz ve onların olası hatalarını sevgisizlikle cezalandırmakla çocuklarımızı tehdit ederiz.

Çocukla sağlam bir ilişki kurabilmenin temeli “kayıtsız şartsız sevgidir”. Böylesi bir sevgi çocuğun tüm davranışlarını destekler ve çocuğa güven duygusu aşılar. Koşulsuz sevgi gösterilen bir çocuğun, gelecekte kendine güvenen, kendi ayakları üzerinde durabilen bir birey olabilmesi, sevgi açlığı yaşayan bir çocuğa göre daha kolaydır.

Sevgi ve şefkat bireyler için en olumlu duygulardandır. Sevgi, övgü ve takdir eşler arasındaki iletişimde çok önemlidir ve kişilere değerli olduğu duygusunu verir; değerli olduğunu hisseden insan da çevresine bunu yayar. Bütün anne-babaların ortak amacı çocuklarının fiziksel ve ruhsal olarak sağlıklı yetişmesidir. Bunda da en büyük pay anne-babaların çocuklarına yönelik tutumlarının sağlıklı olması, büyük ölçüde onların kendi içlerinde barışık, dengeli, huzurlu, birbirlerine karşı sevgi dolu ve saygılı olmalarıdır.

Sevgi dolu, birbirini dinleyen, hoşgörülü ve demokratik ailelerde büyüyen çocuklar, sosyal hayatta daha aktif, arkadaşları ile iletişimlerinde daha etkin, daha girişken, yaratıcı fikirler ileri sürebilen ve açıkça fikirlerini söyleme eğilimindedirler.

 

Çocuk Yetiştirmede Ana-Baba Tutumları

Topluma uyum sağlamış ve başarılı bir çocuk yetiştirme başarısı genellikle anne- babaya atfedilir. Böyle durumlarda anne baba toplum tarafından saygı görür ve yetiştirdikleri başarılı çocuk sayesinde kendileriyle gurur duyarlar. Böylelikle anne- baba kendi doğrularını çocuğa empoze etmeye çalışarak kendi başarı kriterlerine göre çocuğun kişiliğini şekillendirmeye çalışırlar. Çocuk onların doğru bildiklerini yapmak istemediğinde hayal kırıklığına uğrar ve çocuklarını onu sevmemekle ya da daha az sevmekle tehdit ederler. Tabi ki çocuklarımız bundan olumsuz etkilenir ve kendini değersiz hissederken aileye güvenlerini kaybederler.

Çocuğumuza zarar veren bir diğer davranış da sevgimizi aşırı şekilde göstermektir, çocuğu sevgiye boğarsak ve onu aşırı koruyup kollarsak, aşırı sevgi insanı bunaltır, aileye bağımlılık ve özgüven eksikliği gelişir. Çocuk karşılaştığı her olayda ailesine sığınır, onlardan yardım bekler çünkü kendine güveni yoktur.  Aşırı denetim ve disiplin çocuğu pasifleştirdiği gibi, aşırı hoşgörü de çocuğun uyumsuz, bencil ve şımarık olmasına neden olabilir. Evin patronu çocuk olduğu zaman, çocuğun üzerinde kaybettiğiniz otoritenizi yeniden sağlamak çok zor olacaktır. Çocuk “ben merkezci” tavrını, anne-babasının aşırı boyun eğici davranışları nedeniyle, sosyal normlara uygun bir biçimde değiştiremez ve sosyal çevresiyle çatışmalar yaşar. Anne babasını istediği gibi yönetebildiğini gören çocuğun anne babasına saygısı azalır.
Özetlersek anne babaların görevi, kendi doğrularını ve değerlerini çocuğa kabul ettirmeye çalışmadan çocuğun gerçek kişiliğinin ortaya çıkmasına yardımcı olmaktır. Bunu da ancak çocuklarımıza onları sevdiğimizi söyleyerek, göstererek ve onların ebeveynlerine saygı duyduğu ve güvendiği bir ilişki dinamiği yaratarak sağlayabiliriz.

 

Ailelere Öneriler

Çocuklarınıza karşı koşulsuz sevgi ve sürekli bir ilgi göstermelisiniz. Çocukların sürekli sevgiye ve ilgiye ihtiyaçları vardır.  Sevgi ve ilgiye ihtiyaçları olmadığını düşündüğünüz anlarda bile, onların en çok sevgi ve ilgi ihtiyacında olabileceğini unutmayınız.

Çocuklarınızı iyi yetiştirmek istiyorsanız onlara öğüt vermek yerine, davranışlarınızla örnek olmalısınız. Gelecekte ortaya çıkacak birey, büyük oranda sizin eseriniz olacaktır. Bu nedenle davranışlarınızın sürekli olarak çocuklarınız tarafından izlendiğini düşünerek hareket etmelisiniz. Anne- babanın birbiriyle sevgi dolu ilişkileri, çocukları olumlu etkilediği gibi, onların kavgaları ve birbirlerine saygısızca davranışlarına şahit olan çocuğun üzerinde çok olumsuz etkileri olabilecektir. Çocuğumuzun bizim modelimiz olduğunu unutmayalım.

Çocuklar kendi yeteneklerini deneme ve kullanma fırsatını bulduklarında çok mutlu olurlar. Onları desteklemeli ve yapabileceği işlerde yanında olarak başarının hazzını tatmasına yardımcı olmalıyız. Ayrıca ona yaşına uygun sorumluluklar (oyuncaklarını toplamak, giysilerini katlamak gibi) verebiliriz. Bu çocuğun kendisine güvenmesi ve değerli hissetmesi için çok önemlidir. Çocukların başardığı ve çabaladığı konularda desteklenmesi ve ödüllendirilerek takdir görmesi olumlu yanlarını ortaya çıkarır. Bu dönemde çocukların en çok hoşuna giden şeylerden birisi de kendi başlarına yemek yemektir. Döke saça da yese, ortalığı ve giysilerini kirletse de,  bu konuda da çocuğumuzu desteklemeliyiz. Belki titiz anneler için katlanılması zor bir durum, ama çocuğumuzun mutluluğu ve gelişimi için inanın değecektir.

Çocuğunuza sevginizi göstermenin yolu ona zaman ayırmaktır. Mutlaka onunla birebir paylaşacağımız, sadece çocuğumuzla ilgileneceğimiz bir zaman dilimi yaratmalıyız. Çalışan annelerin en çok kafasına takılan ve suçluluk duyduğu konulardan birisi de budur. Ama inanın bütün gün beraber olup sadece ihtiyaçlarını karşıladığınız bir çocuktan çok, kısıtlı bir zaman da olsa, her dakikasını ona ayırdığınız, birebir ilgilendiğiniz, göz göze iletişim kurduğunuz, sevgiyle baktığınız, sarılıp öptüğünüz, dinlediğiniz ve oyunlar oynadığınız çocuk mutlu olacaktır.

Sevgimizi sözlerimizle olduğu kadar davranışlarımızla ve dokunarak da göstermeliyiz. Unutmayalım ki; sevgi dokunmaktır, karşıdan ve dokunmadan sevgi olmaz. Çocuğunuza vereceğiniz en değerli hediye sevginiz, ilginiz, zamanınız ve yanağına kondurduğunuz sımsıcak bir öpücüktür; pahalı oyuncaklar değil…

4 1- yeni anne sayı 7 2 3

 

PSİKOLOG HÜLYA SOYDAN

Hemen Ara
Yol Tarifi Al